Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

9 Ocak 2011 Pazar

Tereddüt



                                                           Ölüm bize ne uzak ,bize ne yakın ölüm
                                                           Ölümsüzlüğü tattık ,bize ne yapsın ölüm?
                                                                         Erdem Beyazıt
Boğucu bir ağustos günü, öğleden sonra. Sirkeci Tren İstasyonu her zamanki kalabalığıyla uğulduyor.Peronda bir yığın insan koşturmaca içinde.Kimi geliyor kimi gidiyor kadını,erkeği,yaşlısı,genci,çocuğuyla.Ot
uzlarında bir kadın hırsla çekiştiriyor çocuğunun elini,arada azarlamayı da unutmuyor.İstasyona girişte simitçiyi görmüş çocuk,belli ki simit istiyor , " param yok dedim sana ,eve gidince doyurursun karnını ! " diyor anne." Ama ben aç değilim ki? " diyor çocuk ,anne daha çok kızıyor " aç değilsen niye para harcatacaksın madem bana ? . "Çok güzel kokuyordu ama aa .." diyor çocuk.
Kırklarında bir kadın ,onları izliyor biraz buruk , biraz öfkeli ,sesini çıkartmıyor.Oysa çoktan yanlarına varıp kendisinden daha genç olan anneyi paylayacak hatta simidi kendisinin almasını önerecekken ,vazgeçiyor.
Tren raylarına bakıyor kırklarındaki kadın.Bir ileri bir geri ,mahpushanede volta atarmışçasına dolanıyor peronda.Durup yine raylara bakıyor sonra dönüp otuzlarındaki anneyle simit isteyen çocuğa bakıyor ,devam ediyor volta atmaya.
Uzaktan yaklaşan trenin sesi duyuluyor,peronda hareketlenme başlıyor.Otuzlarındaki anneyle çocuk da heyecanlanıyorlar diğer yolcular gibi.Kırklarındaki kadın sakin.Bir raylara bakıyor bir otuzlarındaki anneyle çocuğa.Tren yaklaşıyor ,yaklaşıyor,yaklaşıyor.Kırklarındaki kadın biraz huzursuzlaşır gibi oluyor.Dönüp yeniden çocuğa bakıyor.Kendi çocuklarının o yaştaki halleri geliyor gözlerinin önüne ,simit isteyen çocuğa gülümsüyor,kendi çocuğuymuşçasına." Ağlama,ben sana simit alacağım kuzum" diyecek oluyor , vazgeçiyor.
Tren giriyor perona.Tren ve kırklarındaki kadın bakışıyorlar,tren göz kırpıyor," yapamazsın ki " diyor:Kadın öfkeleniyor ,"yapacağım"..."Yapamayacaksın çünkü simit isteyen çocuğu sevdin" diyor tren " ona kıyamazsın, senden sonra kalacak kanlı görüntüler simit kokusuyla karışacak o çocuğun hafızasında ve hayatı boyunca çıkmayacak ,bunu göze alamazsın " .Kırklarındaki kadın düşünüyor "korkuyor muyum acaba ? " diyor ,hayır bu korkudan çok merhamete benziyor.Simit isteyen çocuğa kıyamıyor."Merhamet etmeyene merhamet edilmezmiş"
" Merhamet et bana Ya Rabbim" diyor kırklarındaki kadın.
Bir ay önce aldığı tahlil sonucu mide kanseri teşhisini doğruluyordu doktoru." Ümitsiz olmamak gerek,tıp ilerledi,tedaviye başlayacak ve bekleyeceğiz" .Son 3 ay içinde otuz üç kilo birden kaybetmişti mide kanamaları nedeniyle.Bilmişti kanser olduğunu ,doktorun sözleri sadece onaylamaktı.Kaybedecek ne kalmıştı ki hayatta ya da beklediği ?
Tren yanaşmış bile perona.Otuzlarındaki kadın simit isteyen çocuğunu çekiştirmeye devam ederek kalabalığın içinde trene biniyor .Kırklarındaki kadın da dizleri titreyerek peşlerinden ....
Yapamıyor kırklarındaki kadın ,tren gülümsüyor ve düdüğünü öttürerek hareket ediyor.

Emel Süpürür
23/12/2010
İstanbul
Yazı Atölyesi Ev Ödevimdir..

4 yorum:

  1. Yürek burkan bir öykü...
    Hele ki şu günlerde.Allah kimseyi böyle sınamasın.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Nalan Hanımcığım.Yaşanmış bir öyküdür.Yakında Ankara'da görüşürüz inşallah.Selam,sevgi,saygı ve dualarımla.Mahmut Ağabeğime de selam ve sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. merhabalar, benim bloğuma hoşgelmişsiniz.
    fal@pinarincezvesinden.com mail adresi
    sevgiler:)
    Pınar

    YanıtlaSil
  4. Teşekkürler sevgili Cezvem :))

    YanıtlaSil